ZİYA GÖKALP’İN MİLLİYETÇİLİK DÜŞÜNCESİNİN ŞİİRLERİNE
YANSIMASI
BESTE AKGÜL
TÜRKÇE ÖĞRETMENLİĞİ PROGRAMI 2/B
1-ZİYA
GÖKALP’İN HAYATI
Ziya Gökalp 23 Mart 1986 yılında
Diyarbakır’da doğmuştur. Kendisine babasının isteği üzerine Mehmet Ziya adı
verilmiştir. Babası, Vilayet Evrak Memuru Mehmet Tevfik Efendi, annesi Zeliha
Hanım’dır. İlköğrenimini 1883 yılının yazında yaptırdığı Mercimekörtmesi
Mahalle Mektebi’nde tamamlamıştır.[1]
Eğitimine Diyarbakır’da başlayan Gökalp 1886’da Mektebi Rüştiye-i Askeriyye’ye
kaydoldu. Buradan mezun olduktan sonra 1891’de Mülkiye İdadisi’nde eğitimine
devam etti. Kendi çabasıyla Fransızca öğrendi. Ayrıca amcasından Arapça ve
Farsça dersleri aldı. Tasavvuf ve İslam tarihine ilgi duydu.[2]
1895 yılında yüksek öğrenimini
yapmak için İstanbul’a gitti. Baytar Mektebi’ne kayoldu. Burada öğrenimine
devam ederken İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi. 1898 yılında tutuklandı ve
bir yıl cezaevinde kaldı. Cezaevinden
çıktıktan sonra Diyarbakır’a döndü. 28 Ağustos 1899’da ‘’Peyman’’ adında bir
gazete çıkarmaya başladı. İkinci Meşrutiyet’in ardından İttihat ve Terakki
Cemiyeti’nin Diyarbakır şubesini kurdu. Bir süre sonra cemiyetin Selanik’teki
merkez yönetim kuruluna seçildi.[3]
‘’Genç Kalemler’’ adında bir dergi
kurdu ve ilk sayısı 11 Nisan 1991’de yayınlandı. Ali Canip Yöntem ve Ömer
Seyfettin gibi isimlerin olduğu bu dergide genç hikayeci ve şairler de yer
alıyordu.[4]
1992’de İttihat ve Terakki
Cemiyeti’nin merkezi Selanik’ten İstanbul’a taşınınca İstanbul’a geldi.
Diyar-ı Bekir mebusu olarak Meclis-i Mebusan’a
seçildi. Meclisin kısa bir süre içinde kapanması üzerine Darülfünun’da öğretim
görevlisi oldu. Türk Ocakları’nın kurucuları arasında yer aldı.Birinci Dünya
Savaşı’ndan sonra İstanbul’u işgal eden İngilizler tarafından tutuklandı ve Malta
Adaı’nda sürgüne gönderildi. Malta Adası’ndan döndükten sonra Diyarbakır’a
gitti, ‘’Küçük Mecmua’da’’ çalışmalarına devam etti. İkinci Dönem Türkiye Büyük
Millet Meclisi’ne Diyarbakır mebusu olarak katıldı. Yaşadığı bir rahatsızlık
sonucu 25 Ekim 1924 günü vefat etti.[5]
2-ZİYA GÖKALP’İN MİLLİYETÇİLİK ANLAYIŞI
Birçok çağdaşı Türk aydını gibi Ziya
Gökalp‘in düşünce yapısı üzerinde de, Osmanlı Devleti’nin parçalanma sürecine
girdiği dönemde baş gösteren siyasi, askeri, dini ve ekonomik sorunların derin
izlerini görmek mümkündür.Ziya Gökalp Türk milliyetçiliğini Osmanlı’nın
kurtuluş projesi olarak görmüştür ve bunun çeşitli sebepleri vardır. Öncelikle
Gökalp milliyetçiliği tarihsel gelişimin mantıksal sonucu olarak görerek,
uluslaşmayı da zorunluluk olarak algılamakta ve uluslaşma sürecini
tamamlayamayanların varlıklarının sürdürülebilmesine kuşkuyla bakmaktadır.
Tarihsel evrim sürecinde milletler önce klan sonra topluluk ve en sonunda
millete dönüşürler. Uluslaşma tarihsel gelişimin zirvesi gibi görülmektedir.
Gökalp’e göre Osmanlı Devleti bir İmparatorluk olduğu için topluluk sayılmakta
ve daha güçlü olmak için toplum aşamasına geçiş yapması gerekmekte yani
uluslaşmak zorundadır.Bu etkilerin de tesiriyle, Gökalp’in düşünce yapısı
içerisinde milliyetçilik anlayışı önemli
bir yere sahip olmuştur. Fakat Gökalp’ın milliyetçiliği, etnik temelli değil;
kültürel bir milliyetçiliktir.[6]
Çok farklı alanlarda eserler veren
Ziya Gökalp’ın düşünce ikliminin oluşum sürecinde aile çevresi, İsmail Hakkı
Bey, Yorgi Efendi, İbrahim Temo, Dr. Abdullah Cevdet, İshak Sukuti ve Naim
Beylerin yanı sıra; Genç Türklerin de etkisi olduğu bilinmektedir. Gökalp,
fikri yaklaşımı dolayısıyla İttihat ve Terakki Cemiyetinde çeşitli kademelerde
görevlerde de bulunmuştur. Aynı şekilde, Durkheim’ın sosyolojik yaklaşımları da
Gökalp’ın düşünceleri üzerinde önemli izler bırakmıştır.[7]
İttihat ve Terakki tarafından Selanik’e
tayin edilmesi, Ziya Gökalp’ın hayatında yeni bir dönüm noktası olmuştur. Bu
dönemde, dilde Türkçülüğü savunan Genç Kalemler grubuna katılmış; bu dergide,
dilde Türkleşme ile ilgili yazılar yazmaya başlamıştır. Burada, özellikle Ömer
Seyfettin’den etkilenen Gökalp, artık Türkçü Gökalp’tır.[8]
Gökalp’ın dil çalışmalarına
katılmasıyla, dilde yenileşme ve Türkçeleşme çalışmaları hız kazanmıştır. Çünkü
ona göre tüm toplumsal faaliyetlerin yegâne temeli lisandır. Kültürü ve kültürü
ortaya çıkaran dili, millet olmanın en önemli unsurları arasında kabul eden
Gökalp, dilde Türkleşme olmazsa, vicdanların, dinin ve vatanın parçalanacağını
düşünmektedir. [9]
Dolayısıyla, Ziya Gökalp’ın siyasal
düşünceleri ile dönemin siyasal olguları arasında paralel bir ilişkinin
bulunduğunu söylemek mümkündür. İlk dönemlerindeOsmanlıcılık ve ümmetçilik
anlamında olmasa bile, İslamcılık düşüncelerine de ilgi gösterdiği bilinen
Gökalp’ın milliyetçilik anlayışı ile modern milli-devletin ve yeni cumhuriyetin
kurucu iradesinin benimsediği milliyetçilik anlayışları arasında büyük bir
örtüşme vardır. Gökalp’e göre, milleti oluşturan değerlerin başında dil birliği,
kültürel paylaşım ve din gelmektedir. Bir başka ifadeyle Gökalp, bir kültür
milliyetçiliğini öngörmekte, millet olabilmek için etnik ayrıştırmalara ilgi
göstermemektedir. Buna Gökalp, ‘kültür milliyetçiliği’ adını vermektedir.
Böylece Gökalp, dünya ve coğrafi gerçeklere uygun bir millet tanımlamasına
gitmektedir. Yoğun bir şekilde kültür milliyetçiliği vurgusu yapan Gökalp,
etnik milliyetçiliğe/ırkçılığa karşı bir düşünce yapısına sahip olmuştur. Ona
göre, toplumların karakterleri kalıtımsal değil, kültür ve eğitim yoluyla
şekillenmektedir.[10]
Ziya Gökalp düşüncesinde, Türkçülük
ayrı bir yere sahiptir. Zira Gökalp’ın çalışmaları hep Türk toplumunun geçmişi,
günü (kendi dönemi) ve geleceği ile Türk dili ve Türk kültürü üzerinde
yoğunlaşmıştır. Bu duygu ve düşüncelerle O, bilimsel, ahlaki, kültürel ve
felsefi bir Türkçülük anlayışı ortaya koymuştur.[11]
Sonuç olarak, Ziya Gökalp, Türk
düşünce, kültür ve siyaset tarihinin önemli simalarından biridir. İmparatorluk
sürecinden Ulus-Devlete geçiş döneminde yaşayan Gökalp’ın, karşılaşılan
sorunlar ve bunalımların da etkisiyle Türk toplumu ve Türk kültürü üzerine
ortaya koymuş olduğu sosyolojik, kültürel ve siyasal teori ve değerlendirmeler
bugün bile gerçekliğini devam ettirmektedir.[12]
3-
MİLLİYETÇİLİK DÜŞÜNCESİNİN ŞİİRLERİNE YANSIMASI
1908 II. Meşrutiyet sonrası Türk
milliyetçiliğinin yönlendirici ismi olan Ziya Gökalp; milliyetçilik hareketinin
sistemleşmesi ve şekillenmesinde itici bir güç durumunda olan "mefkûre"
sini sosyal ve felsefi eserler, bir çok seri makalelerden başka şiirler,
manzum- mensur hikâyeler İle masallar da yazarak çeşitli yönleri ile yaymaya
çalışmıştır.Fakat Ziya Gökalp’in şair tarafı diğer yönlerinin gerisinde kalmış;
düşünce adamı Gökalp, sosyolog Gökalp, kültür ve medeniyet konularının, Türk
hayatının sürekli araştırıcısı Gökalp, şair Gökalp'ı arka plana itmiş böylece
onun hep öbür yandan üzerinde durula gelmiştir. Gökalp'in şiirlerinden bahsedecek
olursak; Kızılelma’da 27, Yeni hayat ’ta 32, AltunIşık’ta 4 (Manzum masal) ve
dağınık şiirlerin’ de 57 olmak üzere 120 tane şiiri bulunmaktadır. [13]
Ziya
Gökalp’in işlediği konulara bakacak olursak;
1.
"Turancılık" mefkûresini savunduğu şiirler,
2.
"Oğuzculuk' veya "Türkmencilik" ile ilgili şiirleri,
3.
' Türkiyecilik" ve Türk toplumunun yükselişini amaçlayan şiirler,
4.
Köye ve köylüye ilişkin olan şiirler,
5.
Batı medeniyetinden yararlanılmasını, halkın kalkınmasını ve bazı kurumların
ıslâh
edilmesini savunduğu şiirler,
6.
Kadın, aile ve feminizm temalarını işleyen şiirleri;
7.
Yurtseverlik ye vatan doygularını işleyen şiirleri;
a)
Tarih içinde yapılan savaşlarla ilgili olanlar,
b)
Tarihi şahsiyetlere ve yücelttiği kişilere ilişkin olanlar,
c)
Vatan sevgisini aşılamak için yazılmış olanlar,
8.
Türk milli destanlarından ve halk hikâyelerinden yararlanarak yazmış olduğu
şiirler
9
. Çocuklar İçin yazdığı halk masalları. . .[14]
şeklindeki
bir gruplama Gökalp’in ilgi alalının çok
boyutlu bir özellik taşıdığını açıkça göstermektedir. Şimdi, bu konu
başlıklarıyla ilgili olan şiirleri temalarıyla birlikte göstermeye çalışalım. [15]
TURAN
Nabızlarımda
vuran duygular ki, tarihin
Birer
derin sesidir, ben sahifelerde değil,
Güzide,
şanlı necip ırkımın uzak yakın
Bütün
zaferlerini kalbimin tanininde,
Nabızlarımda
okur, anlar, eylerim tebcil.
Sahifelerde
değil, çünkiAttilâ, Cengiz,
Zaferle
ırkımı tetviçeden bu nâsiyeler,
O
tozlu çerçevelerde, o iftira- âmiz
Mubit
içinde görünmekte kirli, şermende;
Fakat
şerefle nümayân Sezar ve İskender!
Nabızlarımda
evet, çünkiilim için müphem
Kalan
Oğuz Han'ı kalbim tanır tamamiyle,
Damarlarımda
yaşar şan ve ihtişamiyla
Oğuz
Han, işte budur gönlümü eden mülhem:
Vatan
ne Türkiye'dir Türklere ne Türkistan;
Vatan
büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan.
Şiirde; uzak yakın zaferlerimizi
''tebcil" eden duygular, Türk tarihinin incelemeye muhtaç olduğu, bu
konudaki batıda yapılan incelemelerin objektif olmadığı, damarlarımızda bütün
ihtişamı ile yaşayan şanlı bir geçmişin varlığıyla ilgili yorumların yer aldığı
çeşitli fikirlere rastlıyoruz. ‘’Turancılık’’ ülküsünü Türkçülüğün Esasları
adlı eserinde; "Türkçülük ve Turancılık’ ana başlığı altında uzun izahlarla
yorumlayarak, Türkçülüğün uzak mefkuresi olarak almıştır.[16]
VATAN
Bir
ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur,
Köylü
anlar manasını namazdaki duanın.. .
Bir
ülke ki mektebinde Türkçe Kur'an okunur,
Küçük
büyük herkes bilir buyruğunu Huda'nın...
Ey
Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!
Bir
ülke ki toprağında başka ilin gözü yok,
Her
ferdinde mefkure bir, lisan, adet, din bîrdir..
Meb
'usanı temiz, orda Boşo'lann sözü yok,
Hududunda
evlâtları seve seve can verir;
Ey
Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!
Bir
ülke ki çarşısında dönen bütün sermaye,
San’atına
yol gösteren ilimle fen Türk'ündür,
Hirfetleri
birbirini dâim eder himaye;
Tersaneler,
fabrikalar, vapur, tren Türk'ündür;
Ey
Türkoğlu işte senin orasıdır vatanın!
Gökalp’in 1918'de yayınlandığı Yeni
Hayat kitabındaki "Vatan" şiirinde -vatan- anlayışının
"Turan" şiirinde büyük farklarla ayrıldığıgörülmektedir.
"Vatan" şiirinde Gökalp, artık Türkiye sınırları dışındaki eski yeni
kaybedilmiş ülkeleri ve bunların hepsinin bir araya gelmesiyle gerçekleşecek
-Turan- mefkuresinibir tarafa bırakır. Birinciden yedi yıl sonra kaleme alınan
bu şiirde; sınırları içinde dil, mefkure ve din birliği ile birleşmiş tek ve
çalışkan bir millet düşünülür. Yeni vatan bu milletin huzur içinde yaşadığı
yerdir.[17]
4-SONUÇ
Bir imparatorluk coğrafyasının bir Doğu
şehri olan Diyarbakır’da doğarak bir Batı ucu olan Selanik’te fikir dünyasına
1911 tarihine “Gökalp” adıyla katılan Türkiye’yi ve bütün Türkleri “mefkûre” ateşiyle
ısıtan büyük yol gösterici dava adamı Ziya Gökalp’ın ölümünün üzerinden 87 yıl
geçti. Kırk sekiz yıllık kısa sayılabilecek bir ömür içinde devamlı toplumu ile
ilgili meseleler etrafında okumak, düşünmek ve yazmakla ömrünü geçirmiş olan bu
düşünce adamı okuyucularına daima inandıklarını söylemiştir. Her gün üç gazete
veya dergiye en azından dörder sütun makale yetiştirebilecek verimlilikte bir
kalem sahibi olan bir politik şahsiyet ve gazetecinin daima dostu olduğu kadar
düşmanı olması da muhtemeldir. Ancak Ziya Gökalp ile ilgili olarak Ģu dikkat
çeker ki, onun hemen hemen hiç düşmanı olmamıştır.
Ziya Gökalp’te duygunun payı,
düşünceden, fikir dünyasından az değildir.Duygularını aklı ile dengelemeye
çalışan, Gökalp şiirlerinde yeterince çoşkulu olamamış; düşünce adamı yanı, onun
şair tarafını etkilemiştir.Gününün kaygılarını ve endişelerini yaşayan
Gökalp'in temel amacı, fonksiyonel bir görevi üstlenmekti. . . Bu 'ülkü
adamı'nın şiirlerindeki sanat değeri, onların çağlarında işledikleri
görevlerinin ve fonksiyonlarının gerisinden aranabilir. Gökalp'in ana gayesi
halkın meselelerine ışık tutmak, halkı bilinçlendirip geleceğe hazırlamak
ideallerinden kaynaklanmaktadır.
KAYNAKÇA
https://
dergipark.ulakbim.gov.tr/omuefd/article/download/tarih: 28.12.2015
http://www.turkdivani.com/ziya-gokalpin-turkculuk-anlayisi-ve-turkculugun-esaslari.html
tarih:28.12.2015
https://www.facebook.com/ülkücülerin-haber-merkezi/ziya-gokalpın-türk-milliyetçiliği tarih:28.12.2015
http://www.dergiler.ankara.edu.tr/ tarih:
28.12.2015
[1]http://www.dergiler.ankara.edu.tr/
tarihi: 28.12.2015
[2]http://www.1isinaslı.blogspot.com.tr/20/13/03/ziya-gokalpin-kisaca-hayati.html
/ tarihi: 28.12.2015
[3]http://www.1isinaslı.blogspot.com.tr/20/13/03/ziya-gokalpin-kisaca-hayati.html
/ tarihi: 28.12.2015
[4]http://www.1isinaslı.blogspot.com.tr/20/13/03/ziya-gokalpin-kisaca-hayati.html
/ tarihi: 28.12.2015
[5]http://www.1isinaslı.blogspot.com.tr/20/13/03/ziya-gokalpin-kisaca-hayati.html
/ tarihi: 28.12.2015
[7]https://www.facebook.com/ülkücülerin-haber-merkezi/ziya-gokalpın-türk-milliyetçiliği/
tarih: 28.12.2015
[8]https://www.facebook.com/ülkücülerin-haber-merkezi/ziya-gokalpın-türk-milliyetçiliği/
tarih: 28.12.2015
[9]https://www.facebook.com/ülkücülerin-haber-merkezi/ziya-gokalpın-türk-milliyetçiliği/
tarih: 28.12.2015
[11]http://www.turkdivani.com/ziya-gokalpin-turkculuk-anlayisi-ve-turkculugun-esaslari.html
tarih: 28.12.2015
[12]http://www.turkdivani.com/ziya-gokalpin-turkculuk-anlayisi-ve-turkculugun-esaslari.html
tarih: 28.12.2015
[13]https://
dergipark.ulakbim.gov.tr/omuefd/article/download/ tarih: 28.12.2015
[14]https://
dergipark.ulakbim.gov.tr/omuefd/article/download/ tarih: 28.12.2015
[15]https://
dergipark.ulakbim.gov.tr/omuefd/article/download/ tarih: 28.12.2015
[16]https://
dergipark.ulakbim.gov.tr/omuefd/article/download/ tarih: 28.12.2015
[17]https://
dergipark.ulakbim.gov.tr/omuefd/article/download/ tarih: 28.12.2015